Seyyid Sıbğatullah el Arvasi (Gavs-ı Hizani)'nin Hayatı

2010-09-11 21:28:00

 

1211276324gavsi_hizani_gaydavi.jpg

Seyyid Sıbğatullah el Arvasi (Gavs-ı Hizani)'nin Hayatı

Bitlis vilayetinin Hizan ilçesinde yaşadığından dolayı Gavs-ı Hizani lakabıyla anılan Seyyid Sıbğatullah el Arvasî (R.A)'nin asılları Bağdat'tan gelmedir. Yüce şahsiyetlerinin kısaca nesebi şöyledir. Babası Lütfullah (K.S.) babası Abdurrâhman-i Kutup (K.S.) babası Abdullah Veli (K.S.) babası Muhammed (K. S.) babası Muhammed (K.S.) babası Muhammed (K.S.) babası Şeyh İbrahim (K.S.) babası Muhammed-ul Kutup (K.S.) babası Seyyid Kasım-ı Bağdadi el Hüseyni (K.S.).

Şeyh Abdurrahman-i Taği (K.S.) 'nin oğlu Muhammed Diyaüddin (K.S.), Gavs-ı Hizani (R.A.)'nin kâtibinden şöyle rivayet ediyor: " Gavs-ı Hizani (R.A.)' nin dedelerinin bulunduğu köylerde hiçbir oyun aleti ve çalgı bulunmadığı gibi çalgı aletleri bulunan bir kimse köylerinden geçemiyordu. Çoğu ata binmiyordu. Sakallarını tıraş etmemek, güzel elbise giymemek, sigara içmemek bunların âdetiydi. Hatta meclislerinde sigara içene müsaade etmezlerdi. Bunların yerleri ya cami, ya medrese yahut da beyaz türbe adıyla tekkelerdi. Bugün de bunların türbeleri meşhur olup, herkes ziyaret edip himmet isterler".

Gavs (R.A.) bu şerefli ve pak sülâlenin içerisinde hicri 1245(1829);e kadar İslami ilimler ile meşgul oldu. Bu tarihte Van'da bulunan Şeyh Muhyiddin (K. S.) 'in sohbetiyle müşerref olup ondan tarikat aldı. Nefsini ona teslim etti. Hizmetinde kalıp emir ve talimatına göre amel eyledi. Bu meşakkatli riyazeti sırasında Şeyh Muhyîddin (K.S.) onu çağırıp, -Sen artık vefat eden evliyaullahtan menfaat alma kabiliyetine ulaştın. buyurdu. Şeyhi vefat edinceye kadar yanında kalan Gavs (R.A.) daha sonra Cizre'li Şeyh Halid'in (K.S.) yanına gitti. Şeyh Halid'in (K.S.) vefatına kadar hizmet ettikten sonra Şeyh Halid-i Cizrevi'nin halifesi olan Şeyh Salih-i Sipiki (K.S.)'nin yanına gitti. Ondan hilafet almaya hak kazandı. Ayrıca Bitlisli Şeyh Musa (K.S.) ve Bitlisli Şeyh Abdülkadir (K.S.)'nin yanına gidip onlardan istifade etmiştir.

Gavs (K.S.)'ın oğlu Şeyh Bahaüddin (K.S.) ve halifesi Seyda-i Taği (K. S.) Gavs (RA.)'ın Hızır (A.S.) ile müşerref olarak ondan da istifade ettiğini bildirmişlerdir(O'na bu yüzden "üveysi" denilir).

Hicri 1256'da(miladi 1840) Seyyid Taha (K.S.) Horoslu Molla Murat'la Gavs (K.S.)'a «Kendi evine gel» diye haber gönderdi. Bunun üzerine Seyyid Taha (K.S.) ya gidip beline hizmet kemerini bağladı. Var gücüyle başladığı hizmetin sonunda Allah (C.C.)'dan başka kimsenin bilemediği makama ulaştı. 1268'de (miladi 1851 ) Şeyhi Seyyid Taha (K. S.) vefat edince onun kardeşi Seyyid Salih (K.S.)'in sohbetine devam etti. Seyyid Salih (K.S.)'de 1280;de(1863) vefat etti.

Gavs (RA.) da 1287 (1870)de vefat etti. Gavs (RA.)'ın tasarrufat ve kerameti çok idi. Mahlukatın hidayeti ile uğraşırdı. Müritleri onun muhabbetinden kalpleri yanardı. Çok kişiler onun vasıtasıyla velayet derecesine ulaşmışlardı. Alimler onun yüce eşiğinde toplanıp fevc fevc onun kapısına gelirdi. Tasarrufunun alameti en küçük müritlerinde dahi görülürdü. Müritleri görüldüğünde ilahi cezbe ve muhabbetinden sarhoş sanılırdı. Bununla beraber istikametleri gayet çok idi. Hasılı kelam büyüklüğü tariflere sığmayıp güneş gibi apaçık idi.

Cenab-ı Hak bizi onlardan ayırmasın. Amin.

7609_seyh_abdurrahmani_tahi_mektuplari.jpg

Şeyh Abdurrahmani Et-Tâhî Hz. Hayatı

Paz, 19/10/2008 - 03:34Bilvanisli_Talebe

Aslen Siirt'in kazası Şirvan' lıdırlar. Babaları Molla Mahmud namında Gavs'ı Hizani'nin (Seyyid Sıbgatullahi Arvasi) müridi idi.

Hicri 1249'da dünyaya gelirler. Ömürlerinin büyük bölümü Hizan'ın bir köyü olan Tağ'da geçtiğinden köyün ismine atfen Seyda-i Taği namıyla şöhret bulmuş, sonradan Norşin'e yerleşiyorlar ve orada vefat ediyorlar.

Önceleri meşhur Sipikan aşiretinden olan Molla Resuli Sipiki'nin yanında okurlar, sonra da Molla Abdurrahmanı Melekendi'nin (Melekend, Bulanık'ın bir köyüdür) yanında okurlar.

Seyda-i Taği evvela Kadiri tarikatına girmiş ve Kadiri Şeyhlerinden olan Şeyh Abdulbariyi Çilçaki'nin (Çilçak, Hizan'ın bir köyüdür) yanında amel ederler. Ayrıca o zamanlar Gavs-ı Hizaninin münkiri idi...

GAVS-I HİZANİYE İNTİSABI

Seydanın Gavs-ı Hizaniye teslim oluşu ilginçtir. Olay şöyle olur; Seydanın bulunduğu köy olan Tağ'da halk, tümüyle kadiri tarikatına mensup, bir kişi hariç; bu zat Süleyman Efendi adında Gavsi Hizani'nin sofusudur. Seyda zaman zaman bu sofu ile latife eder; "Süleyman efendi, Gavsın nasıl? Neler yapıyor?" gibisinden laflar ederdi. Süleyman efendi de bu sözlere içerlendiği halde Seydaya olan saygısından, "Aman efendim elini öpeyim bana ne dersen de, mürşidime deme!" diye geçiştirirdi. Yine bir gün Süleyman Efendi Gavsın ziyaretine gider gelir. Seyda bunu duyar ve bir müddet sonra Süleyman Efendiyi görünce yine takılarak "Süleyman Efendi Gavsın nasıldı, neler yapıyor?" diye konuşunca Süleyman Efendi de;

"Ah Seyda keşke sen, bizimle Gavsın köyü arasında bir köprü mahiyetinde olan şu Karasuyu geçsen de Gavsımın neler yaptığını bir görsen!" diye karşılık verir. Bu cevap seydanın beyninde müthiş bir etki yapar ve aklından çıkmaz. Akşam olur uyku yok, nihayet dayanamaz ve yarı gece yatağından kalkarak doğruca Süleyman efendinin evine... Kapıyı çalar:
"Süleyman efendi, Süleyman efendi!" ev sahibi şaşkınlık içinde yataktan kalkar:
"Hayırdır Seyda, gecenin bu saatinde?" Seyda:
"Efendi senin Sözlerin aklımdan çıkmıyor mürşidini mutlaka görmem lazım kalk gidelim."
"Aman Seyda gecenin bu saatinde? Hiç olmazsa yarını beklesen de gündüz gözü ile gitsek?" Seyda:
"imkansız yarını bekleyemeyeceğim" der. Ve nihayet giderler, varış ve Gavs'ın huzuru... Seyda oturur seyre başlar. Gavs'tan çıt yok bu sessizlik tam kırk gün devam eder. Seyda'da bu zaman zarfında en ufak bir sıkıntı yok. Nihayet kırkıncı gün "Molla Abdurrahman hoş geldin! Hayırdır İnşaallah?" diye Gavs sohbete başlar, Seyda da "Kurban Gavs'a geldik" diye karşılık verir ve oluş...

Seydanın asıl seydalığı Gavsın vefatından sonra başlar. Şeriata o kadar bağlanırlar ki, en ufak bir ayrılığa bile tahammülleri olmaz. Sünnet ittibaları dillere destan. Bu dini mubinin Bid'at ve hurafelerle donanmaması için ehli ilme yönelir ve talebe yetiştirirdi. Nihayet öyle öğrenciler yetiştirir ki, bilgi seviyeleri dillerde... 0 günkü durumu üstat Bediüzzaman'dan okuyalım :

"Hem o nahiyemiz olan Hizan kazasına tabi İsparitte birdenbire meşhur Seyda namında Şeyh Abdurrahmani Taği'nin himmeti ile o kadar çok talebe ve hocalar ve alimler çıktılar ki, bütün Kürdistan onlarla iftihar eder, bir şekil aldığı zaman, içlerinde münazari ilmiyye ve pek büyük bir himmetle ve pek geniş bir daire-i ilim ve tarikat için de öyle bir vaziyet hissediyordum ki, güya yeryüzünü fethedecek bu hocalardır..." (Emirdağ Lahikası c.l, sh: 53)

_eyh_fethullah.jpg

ŞEYH FETHULLAH VERKANİSİ (KS)



Şeyh Fethullah (ks) şeyh'i şeriat'tır. Yani şeriatta mahir ve uygulamalarda muavfık birisi idi. Ayrıca kendisi Seyda-i Taği (ks)'nin veziridir.

Şeyh Fethullah (ks) kendi döneminde ilimde öyle bir durumdaydı ki, eski büyük ulemaları geride bırakmiştı. İbni Hacer ve Remeli gibi, büyük ciltli kitapları ezbere bilirdi ve onları yorumlardi.

Şeyh Fethullah (ks)'ın tasavvufa ilgisi çok fazlaydı. Çok büyük alim olmasi itibarıyle dönemin şeyhleri ona yeterli gelmiyordu.

Bundan dolayı hep arayışlardaydı.. Kendisi Abiri köyunde bulunan büyük medresenin resmi müderrisi idi. Zaman zaman ah çekerdi keşke amacıma ulaşsaydım derdi.

Bazen kendi kendisine teselli verirdi. Derdi ki ; Belki, benım amacıma ulaşmam ilim iledir. Belki de ders vermekledir. Bu teselilerden de müsterih olamıyordu. Devamlı araştırma halindeydi.

Şeyh Fehullah (ks)'ın annesı çok saliha bir Hanımdı. Bitliste otururlardı.

Şeyh Fethullah'ın (ks) ağabeyi çok zengindi.

Halep'te de yüze yakın dükkanları vardı. Şeyh Fethullah (ks)'ın annesi Bitlis'e gelen her şeyhi mutlaka gidip ziyaret ederdi ve onların sohbetlerini dinlerdi.

Bir gün Şeyh Fethullah (ks) Hazretleri Abiri köyünden Bitlis'e geldi. Gavsı Hizani (ks)'nin Bitlise geldiğini, bir kaç gün kalıp döndüğünü duyunca.

Aklına hemen annesi geldi. Kendi kendisine annem onu mutlaka ziyaret etmiştir der.

Eve gidince ;

- '' Anne Hizan'ın şeyhi gelmiş. Sen kendisini ziyaret ettinmi ? '' Der.

Annesi de ;

- '' Evet. O zatı ziyaret ettim. ''

Şeyh Fethullah (ks) Hazretleri ;

- '' Peki size ne söyledi ? ''

Diye sorar. Annesi de ;

- '' Vallahi bize diğer şeyhler gibi sohbet etmedi. Fakat şunu söyledi '' ;

- '' Kim ne biliyorsa onunla amel etsin.''

Bunun üzerine Şeyh Fethullah (ks) sordu.

- '' Peki anne sende bir değişim oldu mu?

- '' Evet oğlum çok değiştim. Çünkü daha önce farzları yapardım sünnet ve diğer ibadetler bazen kalırdı. İnancım şuydu ki :

Çocuklarıma hizmet ettiğim zamanların, bu ibadetlerin yerine geçtiğini düşünüyordum. Fakat Gavs (ks) bu sözü söyledikten sonra sünnetleri hiç terk etmedim.'' Deyince.

Gavsın (ks)'ın muhabbeti Şeyh Fethullah (ks)'ın kalbine girdi. Dedi :

'' Demek ki bir kelime ile annemi etkilemişse bu büyük biridir. ''

Tekrar Muş'un Bulanık ilçesine bağlı Abiri köyüne gitti. Kısa bir zaman kaldıktan sonra tekrar izin isteyerek Bitlise geldi.

Şeyh Fethullah (ks)'ın talebe arkadaşı olan Hacı Süleyman Efendi, Seyda-i Taği (ks)'nin halifesi ve Gavs (ks)'ın saliki idi.

Şeyh Fethullah (ks)'ın talebe arkadaşı olan Hacı Süleyman Efendi'ye ;

- '' Gel beraber Gavs (ks)'ın ziyaretine gidelim. '' Dedi.

Hacı Süleyman ;

- '' Hayır sen gelme. Gavs (ks) bizleri çağirmiş. Sen burda talebelerine
derslerini ver. Ben döndükten sonra beraber gideriz dedi. ''

- '' Tamam dedi. Demek Gavs (ks) saliklerini vasiyeti için çağirmış.

'' Gavs (ks) vefat ediyordu. Hulasa Gavs (ks)'a intisabı nasip olmamişti. Buna çok üzülmüştü. Gavs (ks)'ın muhabbeti kalbinden çıkmıyordu.

Hatta bütün Hizan halkını Veli görüyordu. Sabahları o üzüntüyle çarşıya çıkıyordu. Hizan halkını seyrediyordu. Ve onların katırlarının zikir ettiklerini zannediyordu.

Bu muhabbet onun Gavs (ks)'ın halifelerine intisap etmesine vesile olmuştu. Gayda'ya ilk gittiğinde Gavs (ks)'ın oğlu Şeyh Celaleddin (ks)'den tarikat aldı.

Gavs (ks)'ın halifesi olan Şeyh Halid- i Öleki (ks)'ye durumunu anlattı.

- '' Sen benim hocamsın.

Şeyh Abdurrahman-i Taği (ks)'yide çok sevdim. Hanginize intisap edeyim dedi ? '' Şeyh Halid Öleki (ks) ;

- '' Gel. Sen ve ben beraber abdest alalım ve istihare edelim. Ne çıkarsa onu yaparsın. ''

İkisi de abdest alır. İki rekat istihare sünneti (namazı) kılarlar. Şeyh Halit Öleki (ks) önde Şeyh Fethullah (ks) hemen arkasında oturur.

Gözlerini kapatırlar. İkiside uykuya dalıp aynı rüyayı görürler. Rüya şöyledir ;

Şeyh Fethullah (ks) kendisini tepsi uzerinde pişmiş bir kaz olarak görür. Tepsi Şeyh Halid (ks)'in elindedir.

Aniden Seyda-i Taği (ks) tavus kuşu şeklinde gelir ve o kazı tepsiden alır. Birden Şeyh Fethullah (ks) ürkerek uyanır ve mübarek başı, Şeyh Halid (ks)'in omuzuna gelir.

Şeyh Halid (ks) ; Evet. Seni ben istiyordum. Fakat Şeyh Abdurrahman-i Taği (ks) seni benden aldı. der.

Şeyh Halid (ks) Seyda-i Taği (k.s)'ye beyat eder.

Seyda-i Taği (k.s) hazretleri Gayda'da iken Şeyh Fethullah (ks) onun yanına gelir ve gider. Ta ki Seyda-i Taği (k.s)'nin 5 senesi dolunca Gavs (ks)'ın oğlu Şeyh Celaleddin (ks)'den müsade ister.

Şeyh Celaleddin (ks) Seyda-i Taği (k.s)'ye Gayda'dan gitmesi için izin vermiyordu. Gayda'da kalmasını istiyordu.

Seyda-i Taği (k.s) der ki ;

'' Bu Nakşibendi tarikatı bana verilmiş. Bunu yaymak için izin vermeni istiyorum.''

Şeyh Celaleddin (ks) izin verince. Seyda-i Taği (k.s) ulema olan salikleriyle beraber irşada başlar. Şeyh Fethullah (k.s)'da onların içerisindedir.

Seyda-i Taği (k.s)'nin norşine yerleşmesinden sonra Şeyh Fethullah (k.s)'ın da norşine gelmesi ön görülür.

Hazret (k.s) diyor : Şeyh Fethullah (k.s)'ın evi norşine geldiği zaman. Seyda-i Taği (k.s)'de bir sıkıntı oluştu.

Seyda-i Taği (k.s)'nin yanına gittiğim zaman. Bana Şeyh Fethullah (k.s)'ın evinin buraya gelmesinden üzüntü duyduğunu ve bunun sebebinin :

'' Korkarım ki Şeyh Fethullah (k.s) gibi birisinin evi buraya geldiğinde. Biz onu o yüksek hizmetinden alıkoyup burda da ona birşey verememek gibi bir duruma düşeriz.''

(yani onu o büyük hizmetinden almış olursak. Korkarım tasavvufta istediğinin olmaması gibi bir durum cereyan eder.)

İşte ben bundan dolayı üzülüyorum.'' Şeyh Fethullah (k.s)'ın evi yerleştikten bir hafta sonra Şeyh Fethullah (k.s) tasavvufla uğraştığı gibi ilimle de uğraşması ve aynı zamanda talebelere ders vemesi, Seyda-i Taği (k.s)'yi epey sevindirmişti.

Hazret diyor ki: Seyda-i Taği (k.s) bana dedi ki. ''Şeyh Fethullah (k.s)'ın ilimle uğraşması beni çok sevindirdi. İnşallah istediğimiz olmuştur.''

Şeyh Fethullah (k.s), Hazret ve Mele-i Mezin başta olmak üzere. Seyda-i Taği (k.s)'nin bütün çocuklarına ve diğer talebelere sıkı bir şekilde ders verdi.

Hatta, özellikle Hazret (k.s)'i şerri ilimlerde uzman olacak derecede yetiştirdi.

Hazret (k.s) bir gün halifelerine, ben hepinizden daha fazla fıkıh ilmini biliyorum.

Çünkü şeyhim Şeyh Fethullah (k.s) bu konuda beni iyi yetiştirmiştir. Bir fetva verirken mutlaka bana kitap gösterirdi. Nasıl araştırıldığını ve nasıl bulunması gerektiğini bana öğretirdi.

Bir dönem seyda-i Taği (k.s)'den tasavvuf derslerimi sorarken. Bana dedi ki, istersen bundan sonra tasavvufi sorularını da Şeyh Fethullah (k.s)'tan sor.

O günden sonra tasavvufi sorularımı da ondan sorardım.

Şeyh Fethullah (k.s) Seyda-i Taği (k.s)nin vefatından sonra hem Seyda-i Taği (k.s)nin halifelerine hem de çocuklarına büyüklük yaptı.

Onların önüne geçti. Şeyh Fethullah (k.s) Hazret (k.s)'i yetiştirdikten sonra ona hilafet verdi. Halkı toplayıp hazret (k.s)'e teveccuh yaptırdı.

Kendisi de caminin kapısı önünde Hazret (k.s)'e manevi nisbet veriyordu.

O sırada Seyda-i Taği (k.s)nin müridlerinden bir kadın caminin yakın bölgesinde sevinçten cezbelenmiş ve haykırıyordu. Şeyh Fethullah (k.s) bu durumu görünce. Diyor ki ;

'' Eğer şeriat bana izin verseydi. Ben de bu kadının koluna girip, bu sevinci onunla paylaşırdım.''

Şeyh Fethullah (k.s)'ın bu sözlerinden de anlaşıldığı gibi. Şeyh Fethullah (k.s) o kadından da daha fazla sevinmiştir.

Seyda-i Tagi (k.s)'nın halifeleri şöyle bir görüş beyan ettiler : Eğer Şeyh Fethullah (ks) norşinde kalırsa, Hazret (k.s) kapalı kalacak. Açılmayacak, İrşat etmeyecek.

Biz Şeyh Fethullah (k.s)'ın norşinden ayrılmasını ön görüyoruz. Onların bu görüşünü Şeyh Fethullah onayladı. Şeyh Fethullah (k.s) Pırnaşin köyüne gitti.

Arada bir Bitlis'e de gelirdi. Pırnaşin'de çok hasta iken. Verkanis'teki akrabaları, vefatına yakın onu ziyarete geldiler.

Şeyh Fethullah (k.s)'ın kaldığı evi, dumanlı ve küçük görünce. Onu, verkanis köyüne götürmeye zorladılar. Hazret (k.s)'e dediler. Sende bize yardım et. O'nu götürelim. Bu evde insan daha fazla hastalanır.

Şeyh Fethullah (k.s)'ı Bitlis'e kadar götürdüklerinde. Bitlis eşrefleri Şeyh Fethullah (k.s)'ın Bitlis'te kalmasını istediler ve ısrar ettiler.

Bu konuda Hazret (k.s)'ten de yardım istediler. Hazret (k.s)'in gönlüde onlarla beraberdi. Çünkü Bitlis norşine daha yakındı.

Şeyh Fethullah (k.s) Bitlis'te kalmayı tercih etti. Ve bitlis'te vefat etti. (Allahu Taala Sırrını yüceltsin ve himmetlerini bizlere nasib etsin. Amin)

3078
0
0
Yorum Yaz